![]()
![]()
İlgili Haberler Görüşmede Türkiye, Gürcistan'ın toprak bütünlüğünden yana olduğunu bir kez daha vurguladı. Erdoğan, ortak basın toplantısında Tiflis yönetiminin, ayrılıkçı Güney Osetya ve Abhazya bölgeleri üzerindeki hak iddiasına destek verdi: "Gürcistan'ın bağımsızlığının, egemenliğinin ve uluslararası hukuk ile BM Güvenlik Konseyi'nce tanınan toprak bütünlüğünün muhafaza edilmesinden yanayız." İki liderin görüşmesinde Erdoğan'ın geçtiğimiz günlerde dile getirdiği 'Kafkas İttifakı' projesi ve Bakü-Ceyhan-Tiflis (BTC) Petrol Boru Hattı'nın durumu da konuşuldu. Başbakan Erdoğan, BTC boru hattının ve enerji güvenliğinin sağlanmasıyla ilgili bir soru üzerine söz konusu projenin Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan'ı ilgilendirdiğ Başbakan Erdoğan, gelecek hafta Azerbaycan'ı ziyaret edeceğini ifade ederek, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile bu konuyu da müzakere edeceklerini aktardı. Hedeflerinin bölgenin tamamında barışı egemen kılmak olduğunu anlatan Erdoğan, bu çerçevede Kafkasya'da İstikrar ve İşbirliği Platformu kurulmasının önemine dikkat çekti. Kafkas İttifakı projesini önceki gün Moskova'da Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev ile de konuşan Başbakan, plana Rusların da ilgi gösterdiğine işaret ederek, Gürcistan'ın da bu platformda yer almasını arzu ettiklerini söyledi. Erdoğan, söz konusu ittifakın bölgede barışı, ortak güvenliği, ekonomik işbirliğini ve enerji güvenliğini içeren, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı ilke ve prensiplerine dayalı, ortak kriz çözme ve yönetme mekanizmasını kapsayan bir platform olmasını öngördüklerini sözlerine ekledi. Rus uçaklarının vurduğu Gori'yi Türkiye yeniden imar edecek Türk ve Gürcü liderlerin temasında gündeme gelen bir diğer konu da Rusya-Gürcistan Savaşı'nda Rus uçaklarının bombardımanı altında kalan Gori kentinin onarımı oldu. Saakaşvili'nin kentin yeniden imarı konusunda istediği desteğe Başbakan Erdoğan olumlu cevap verdi. Gori'de yıkılan evler ve hastane konusunda Gürcistan'a yardım sözü verdiklerini ve ilgili Türk yetkililerin konuyu yerinde değerlendireceklerin Toplantıda Gürcistan Devlet Başkanı Saakaşvili ise Tiflis'in çatışmalar sırasında ortaya attığı Rusya'nın BTC'yi vurmak istediği yönündeki iddiaları tekrarladı. BTC boru hattının askerî bir hedef olmadığını, ancak yine de Rusya'nın bu hatta saldırı girişiminde bulunduğunu ifade eden Saakaşvili, bunun sebebinin Rusya'nın Gürcistan'ın ekonomik gücünü zayıflatmak ve bölgedeki stratejik dengeleri değiştirmek yönündeki amacı olduğunu ifade etti. Türkiye'ye de bölgede kalıcı barışın sağlanması için yaptığı katkılardan dolayı teşekkür ederek, Türkiye'den yardımlarını sürdürmesini isteyen Gürcistan lideri, bölgede ortak güvenlik mekanizmasının oluşturulmasında yarar gördüklerini belirtti. Mihail Saakaşvili, ayrıca, Güney Osetya'daki çatışma bölgesinde Türk gazetecilerinin yaralanmasından dolayı büyük üzüntü duyduğunu kaydetti. Gürcistan BDT'den ayrılıyor Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Tiflis temaslarını sürdürdüğü saatlerde Gürcü parlamentosu, Rusya'ya tepki olarak ülkenin Bağımsız Devletler Topluluğu'ndan (BDT) ayrılmasını öngören kararı oyladı. Gürcistan meclisinin dünkü oturumunda milletvekilleri, oybirliği ile önergeyi kabul ettiler. Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili, pazartesi günü meclis önünde yapılan mitingde, Rusya liderliğindeki BDT'den çıkmaya karar verdiklerini açıklamıştı. Saakaşvili, Gürcistan'ın BDT'den çıkacağını, diğer ülkelere de bu topluluktan çıkmalarını teklif ettiklerini söylemişti. Rusya, Belarus, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan, Azerbaycan, Ermenistan, Ukrayna, Moldova ve Gürcistan'ın dahil olduğu BDT, Sovyetler Birliği'nin yıkılmasının ardından oluşan boşluğu doldurmak için 1991 yılında kurulmuştu.
YAZIKLAR OLSUN SANA TÜRKİYE.......!
Recep Tayyip Erdoğan Abhazya ve Güney Osetyanın Gürcistana ait olduğu konusunda tam destek verdi...Gürcistan BDT'den ayrılıyor
Tiflis, aa
SENİ HİÇ UNUTMAYACAĞIZ...
T.C.B.M.M. BAŞKANLIĞI ve BAŞBAKANLIK MAKAMINA
SİYAH ÇELENK
![]()
Topraklarında Dünyadaki en kalabalık Çerkes nüfusunu barındıran Türkiye Cumhuriyetinin Mevcut Hükümetinin ve yandaşlarının Çerkes kökenli vatandaşlarını rencide etmek bahasına açıkça sergilediği ABD emperyalizmi yanlısı tutumunu ve ABHAZYANIN bağımsızlığına ve ABHAZ Hükümet Yetkililerinin dostça çabalarına karşı takındığı DÜŞMANCA tavrını derin bir üzüntü ve hayal kırıklığı içinde karşıladığımızı ifade ediyor, ortaya çıkan olumsuz durumu birlikteliğimize zarar verici bir etken olarak kabul ederek tüm gücümüz ve varlığımızla protesto ediyoruz...
TÜRKİYE ÇERKESLERİ
DİASPORAMIZA ÇAĞRI
(Sukhum - 07 Mart 2008)
Değerli Soydaşlarım,
Sevgili Kardeşlerim.
Kısa bir süre önce Kosova�nın bağımsızlığının tanınmasıyla sonuçlanan son derece önemli tarihi bir sürece hep birlikte şahit olduk. Bu süreç, Abhazya Cumhuriyeti Devleti�nin Bağımsızlığı�nın da uluslararası camia tarafından tanınmasının uzun zaman almayacağı konusunda umutlarımızı daha da güçlendiriyor. Esasen dünyadaki politik dengeler hangi yönde değişirse değişsin halkımızın hedefinden en küçük bir sapma göstermeyeceği muhakkaktır. Ancak Kosova�nın tanınması da Abhazya açısından göz ardı edilemeyecek bir emsal teşkil etmiş ve bu konudaki çalışmalarımızda güçlü bir dayanak noktası olmuştur.
Bizim temel hedefimiz devletimizin tanınmasını sağlamak, ülkemizi ve ulusumuzu Gürcistan�ın neden olduğu tehditlerinden koruyabilmektir. Bu amaçla Abhazya yönetimi olarak tüm gücümüzle ve her alanda tam bir seferberlik ilan etmiş durumdayız.
Bu yüzden her zamankinden daha çok güçlü olmamız, dayanışmamız ve ulusumuzun geleceği için omuz omuza vermemiz gereken çok özel bir dönemden geçmekteyiz.
Tarihin bizlere sunduğu bu şansın önemini kavrayarak halkımızın yaşadığı her noktadaki tüm kuruluşlarımız, Abhazya�nın tanınma mücadelesinden yüz akıyla çıkabilmesi için kesin bir beraberlik içinde olmalıdırlar. Bu süreçte Abhazya devletininde tüm gücüyle yanı başınızda olacağına inanmanızı isterim. Karşılıklı olarak güçlerimizi birleştirdiğimizde de herkesin gıpta edeceği örnek bir başarıyı elde ederek hedefimize ulaşacağımıza tüm kalbimle inanıyorum.
Bu gün kişisel sorunlarımızı bir kenara bırakmamız ve tüm gücümüzü asıl problemin çözümüne sarf etmemiz gerekmektedir.
Devletimizin ve milletimizin geleceği ve onlarca yıldır sürdürdüğü tekrar bağımsız bir devlet olma mücadelesi için Abhaz-Abaza ve diğer Kuzey Kafkasyalı kardeşlerimizin oluşturdukları tüm kuruluşların, özellikle de Kafkas-Abhaz Dayanışma Komitesi ve bir çok ülkedeki Abhazya Devleti Temsilciliklerinin tam bir dayanışma ve senkronizasyon içinde hareket etmelerinden başka yolumuz bulunmamaktadır. Bu kuruluşlarımızın bir an bile vakit yitirmeden derhal çalışmalarına başlamaları büyük önem taşımaktadır.
Sizlerin desteğinize güveniyor ve inanıyorum!
En derin saygı ve sevgilerimle.
Sergey BAGAPŞ
Abhazya Cumhuriyeti Devlet Başkanı
| YA AMERİKA ABHAZYA'YI TANIRSA | ![]() | ![]() |
(Gazeteci Fehim Taştekin'in Abhazya değerlendirmesi) Abhazya yerkürenin en güzel ama en talihsiz coğrafyasında yer alan birülke. Güzelliği malum, izahata ne hacet! Talihsizliği ise biri büyüköteki küçük iki emperyal iştahın arasında sıkışıp kalması. Butalihsizliği katmerleştirense,,... komşusu Gürcistan'ın akıl almazmaceraları yüzünden tarihindeki en büyük soykırımcısı Rusya'yamahkumiyeti. Bunun ne anlama geldiği Kosova'nın BM kararı olmaksızın tektaraflı bağımsızlık ilanının en az 32 devlet tarafından tanınmasınakarşı Rusya'nın elinde bir karta dönüşmesiyle net olarak bir kez daha anlaşıldı. Geçen hafta Abhazya'dan milletvekili Soner Gogua kapımızı çaldı, ikisaat muhabbet ettik. Kendileri Türkiye'den anavatanına dönüp deAbhazya'nın siyasal süreçlerinde aktif katılım sağlayabilmiş sayılıinsanlardan biri. Parlamentodaki 'Yurtdışındaki Soydaşlarla İlişkiler Komisyonu'nun da başkanı. Yani diasporadan dönüşe dair yasal çerçeveleri oluşturan bir komitenin en yetkin ismi. Dönüşle ilgili sorunlar bir yanagüncel meseleyi, Abhazya'nın tanınması çabalarına dair Sohum'da olupbitenleri konuşuyoruz. Zaten Türkiye'ye geliş nedenleri de bununlailgili. Malum Rusya, Kosova'ya karşı Abhazya'yı tanıma kartını gösterdi. Ama Batlılar bir bir Kosova'yı tanırken Moskova bu kartı oynamadı. Sadeceiki yıldır fiilen delinmiş olan Abhazya'ya akla ziyan ambargo kararınıkaldırmakla yetindi. Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma da Kremlin'e Abhazya'yı tanımayı düşünmesini salık veren bir karar aldı. Şimdilikhepsi bu kadar. Halbuki Abhazlar umutluydu, yüzlerini Moskova'yadönmüştü. Rusya, Abhaz nüfusunun yüzde 80'e yakınına Rus pasaportu vererek bu ülkeyi içselleştirmişti. Sihirli izahat; Zaruret. Yaşamak, hayatta kalmak, iş yapmak, seyahat etmek için Abhazlar Rus pasaportunayönelmişti. Çünkü kendi pasaportlarıyla ancak doğuda Gal ve batıda Psousınırına kadar gidebiliyorlar. Kosova'nın ardından tetiklenen Kafkasya'daki gelişmeleri izleyen dünyaşunu gördü; Bir Abhaz ve Oset liderler tanınma taleplerini açıkladillendirmeden 'danışmalarda bulunmak için' soluğu Moskova'da aldılar.Ardından günler geçtikten sonra beklenen 'Bizi de tanıyın' çağrısıgeldi. Bu 'Sohum ve Tshinval'in Moskova'dan bağımsız hareketedemedikleri' izlenimi verdi. Dünya bunu böyle okudu. Abhazya neden bütün yumurtalarını Moskova sepetini koydu, neden ötekibaşkentlere seferber olunmadı? Soner Gogua, "Abhazya'nın Rusya çemberini yıkmak istediğini, bunun Rusya'nın son tutumuyla daha iyi anlaşılır halegeldiğini, hiç olmazsa Moskova'yı daha fazlasına zorlamak için Sohum'unbaşka ülkelerle flörtünün kaçınılmaz olduğunu" söylüyor. Gerçi başka ülkeye açılımda akla ilk gelen Türkiye. Ama Türkiyekendisine mahkum 5 milyonluk Gürcistan'a sanki kendisi mahkummuş gibidavranan şaşı politikaları yüzünden Abhazya'ya çok uzak. Bunu dahabirkaç ay önce Devlet Başkanı Sergey Bagapş'ı Türkiye'ye kabuledemeyerek gösterdi. 'Çarıksız' Tiflis'i gücendirmemek için. Abhazyabağımlığını ilan etmesinin hemen ardından ilk temasını Moskova ile değilTürkiye ile kurmak için Ankara'nın kapısını çalmıştı. Savaşınarifesiydi. Vladislav Ardzınba'yı Ankara'da otel odasında bekletipgörüşmeyi reddeden, TRT'ye de Abhazya haberlerini görmeyin diye talimatveren Süleyman Demirel'di. Onun için 'Abhazya Rusya kuklasıdır' deyipkestirip atanlar 'Biz neden Abhazları Rusya'nın kucağına ittik' diyesormayı öğrenirlerse insaf çizgisine gelmiş olurlar. Neyse Soner Gogua ile birlikte birkaç kişi, Sohum'un Rusya dışındakidünyaya açılma çabalarının bir parçası olarak Türkiye'de. Yakında başkaheyetler de gelecek, Kafkas diasporasının varlık gösterdiği diğerülkelere de gidip dertlerini anlatacaklar. Rusya'nın asıl derdi Abhazlar değil; NATO Gürcistan üzerinden Kafkasya'ya girmek istiyor. Tiflis, 2-4 Nisan'daki Bükreş zirvesinde NATO'ya üyelik daveti umuyor. Moskova ise engellemeye çalışıyor. Kosovadönemecinin üzerine 'soğuk su için' dememeyi isterdim ama o tren budurakta durmadı. Şimdi NATO treni kalkıyor. Soru şu: "Gürcistan'ınNATO'ya davet edilmesi halinde Rusya Abhazya'yı tanır mı?" Gogua "Moskova'nın buna tahammül edemeyeceğini ve istemediği haldeAbhazya'yı tanımak zorunda kalabileceğini" öngörüyor. "NATO'yusınırlarından uzak tutmak için bunu yapacak. Üstelik bunu Gürcistan NATO'ya girmeden yapmak zorunda kalacak." Çünkü Gürcistan NATO'ya alındıktan sonra Abhazya tanınırsa buGürcistan'ın toprak bütünlüğünü saldırı olarak görülecek ve Kuzey Atlantik İttifakı krizin doğrudan tarafı olacak. Hesap, Gürcistan eğer girecekse Abhazya'sız girmesini sağlamak. Böylece Rusya, Abhazya'yı bir tampon bölge olarak kullanabilecek. Bunun için Abhaz-Gürcü sınırı istihkam edilecek. Rusya NATO ile 'soğuk savaşı'nı kendi sınırında değildolaylı bir sınırdan idare edecek. Burada Güney Osetya'nın esamisi bile okunmuyor. Hatta güneydeki 80 bin Oset Kuzey Osetya'ya taşınsın, GüneyOsetya Gürcistan'ın olsun önerisi Moskova'dan gelirse kimse şaşmasın. Elbette bunların hiçbiri olmayabilir. Vakıa şu ki Rusya, bağımsız birAbhazya'nın bütün Kuzey Kafkasya için bağımsızlık yolunda potansiyel birtetikleme gücü olmasından korkuyor. Çeçenya meselesi geçmişte kaldısanmayın. Kafkasya'daki bir kıvılcımın nelere yol açacağını kimsebilemez. Ama kısa vadede 2014 Soçi Kış Olimpiyat Oyunları nedeniyleRusya, Abhazya'yı olabildiğince yakın planda tutmak zorunda kalacak.Çünkü Soçi gelenleri ağırlamak için yetersiz. Bölge daha fazlayapılaşmayı kaldıramaz. Rusya'nın ambargoyu kaldırmasındaki adımındaaslında Kosova bahane. Bunu yapmak zorunda kalacaktı. Abhazya'dakituristik tesislerin Olimpiyat oyunlarına yetişmesi lazım. Rusya'nınAbhazya'yı tanımak ya da tanımamak ikilemi önümüzdeki dönem çok daha canyakıcı hal alacak. Rusya değil de küresel kamplaşmada Moskova ile aynı kampa düşen ülkelerAbhazya'yı tanıyabilir. Belki Sohum'un buna oynaması gerekir. Ne bileyimmesela Latin Amerika'nın asi çocuğu Venezüella, müttefiki ilk yerlilider Evo Morales'in ülkesi Bolivya, Castro'nun Küba'sı. Rusya'ya yakınAfrika ülkeleri. Rusya isterse Bağımsız Devletler Topluluğu üyeleri.Amerika'ya inat İran. Kuşkusuz bu tanımanın Abhazya'ya pratik faydası daolmalı. O nedenle 'Abhazya Rusya tanırsa bize yeter' diyor. Gürcistandışında tek sınır komşusu Rusya çünkü. Ticareti onunla yapacak, dünyayaoradan açılacak vs. Peki bir cinlik daha yapalım. Bush yönetimi 11 Eylül saldırısıylabaşlayan yakınlaşmaya rağmen Rusya karşısında tökezliyor. Putin, Çekyave Polonya'ya Amerikan füzesi yerleştirilmesi planına 'füzelerimi Avrupa başkentlerine çeviririm' diyerek posta koydu. Arktik'te fethe çıkıpKuzey Kutbu'nda paylaşım savaşını kızıştırdı. Soğuk Savaş'ın ruhunudiriltip NATO'nun 'Ayı' dediği TU-95 bombardıman uçaklarını yıllar sonraPasifik'teki Guam adasına kadar uçurup Amerikan güçlerine nanik yaptı.İlk kez Akdeniz'e donanma gönderdi... İran'a karşı Amerikan savaşplanlarını boşa çıkardı. ABD'nin Rusya'nın arka bahçesinde yaptığıBalkanlardaki Kadife'den esinlenme Güller ve Turuncu devrimler Gürcistanve Ukrayna'ya fiyaskodan başka bir şey getirmedi. ABD'nin Rusya ile başıfena dertte. Rusya'ya karşı işleyen bir dış politikadan söz etmek güç.Bu konuda Gogua'nın önerisi var: "Rusya'ya gol atmak için Abhazya'yıönce ABD tanısın. Bu Rus dış politikasının çökmesi demektir." Ben de derim ki bu, az önce sıraladığım fiyaskoların ardından rövanşolur. Tabi ki bu Washington'ın Bush döneminde inşa edilen Kafkasyapolitikasını sil baştan yeniden yazması anlamına gelir. Kısa birhatırlatma; ABD 2002'den beri 'Eğit-Donat' programıyla Gürcistan'a birordu kuruyor. Türkiye'nin taşeronluğu ile yeniden açılan Vaziyani üssünü ABD kullanıyor. Irak operasyonunda bile Gürcü üsleri kullanıldı. Afganistan'a giderken bu üsler kullanılıyor. Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı'na Tiflis bir dirsek çıkıntısıyla eklenerek stratejik halkaya dahil edildi. ABD, bu kadar radikal davranabilir mi? Soner Gogua, aslında bunun için Gürcistan'ın feda edilmesinin gerekmediğini, Abhazya sorunundan Gürcülerin de kurtulmak istediğini söylüyor. 'Nasıl yani' diye sorabilirsiniz, ben de sordum. MihailSaakaşvili gibi ateşli milliyetçi bir lider, onun kadar deli fişekmuhalefet varken Gürcistan kalkıp 'Abhazya ne halin varsa gör, bağımsızmı kalacaksan kal' der mi? Gogua "Abhazya onların gelişmesinin önündekien büyük engel, bunun farkındalar. Abhazya'nın tanınması koparılangürültüye rağmen işlerine gelir, artık bunun farkındalar" diyor. Goguabir şeye daha dikkati çekiyor: "Batı Gürcistan'da sistemin işlemediğini, demokrasinin oturmadığını gördü. Abhazya'nın Gürcistan'dan daha sağlamdurduğunu fark ettiler. Doğrudan ilişkiler kurulmaya başlandı." Gogua haklı; Saakaşvili'nin yol arkadaşı Zurab Jvanya başbakanlıkkoltuğunda netameli bir şekilde öldü. 'Gazdan zehirlendi' dediler amakimse inanmadı. Öteki yol arkadaşı Savunma Bakanı Irakli Okruaşvilimuhalefet edip parti kurunca ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Güllerdevriminde destekçisi olup muhalefete geçen milyarder BedriPatarkatsişvili 'Beni öldürecekler' diye diye sürgün yaşadığı Londra'da 'kalpten' gitti. Halihazırda muhalefet Tiflis'te 'demokrasinin tecellietmesi için' eylemde. Tabi ki adama sorarlar: Ne iş? Sözün özü, Abhazya tanınır mı, tanınmaz mı kestirmek güç. Ama sizeTibet'ten tiyo; Pekin'de ağustosta oynanacak Olimpiyatlar vesilesiylekameralar Everest'e dönmüşken yaygarayı bastılar, Çin'i elinde sopavarken dünyaya yakalattılar. Şimdi Atina'dan yola çıkan Olimpiyat ateşinin her durağında bir gürültü koparacaklar. Dalay Lama'nınkeşişleri çok mahir! Abhazların da Kosova bahanesiyle sesleriniçıkarması hiç de 'ayıp' kaçmaz, hele hele 'gurur kırıcı' olmaz!.. |
Sen, Golan çöllerinde ağlayan,
Rockfeller CENTER'de gülensin...
Sen, dili yasaklanan...
Hürriyeti kısıtlanan, sen...
Ardında bir gelin beş çocuk bırakıp,
Pervasızca ilk kurşunla...
Çanakkale'de ölensin.
Sen, Balkan şehirlerinde asker,
Gün gelir aklına eser,
Kendininki dursun... varsın...
El dilini arıtırsın.
Sen, at hırsızı...
Yiğit savaşçı...
İflas etmiş geleceğin,
Geçmişinle övünürsün...
SEN, Barselona'da kurşuna dizilen adam,
Amman'da saray bahçesinde sermaye bekçisi...
Sen, cümle halkların özgürlük militanı,
Kendi halkından başka
Her bir kesi düşünürsün...
Sen YOK OLMA hürriyetiyle hürsün.
Hapae E.
ADIGE PŞISEXER veya ÇERKES MASALLARI
T’EŞÜ Mehmet Yasin Çelikkıran, Türkiye Çerkesleri içinde birçok ilke imza atmış değerli bir aydın ve yurtsever olarak tarihimize ve anılarımızda daima yerini alacaktır.
O Türkiye’de 60’ından sonra anadiliyle okuma yazma öğrenmiş ilk Adıge’dir. Adıge alfabesini ilk söktüğü, Anayurt Kafkasya’da basılmış Adıgece kitapları heceleye heceleye de olsa okumaya başladığı günlerdeki sevinç ve mutluluğunu herkes gözlerindeki pırıltılardan okuyabilirdi. İlkokulda okumayı söken ve göğsüne kırmızı kurdele takılan çocuklar gibiydi.
İnsan düşünmeden edemiyor; 20-30 yıl sonra bugün, içinde bulunduğumuz nisbî ve fiili özgürlük ortamında bile kendi anadilinde okuma yazmayı başararak bu hazzı tadabilmiş kaç kişi vardır acaba?
Türkiye’de ve dünyada ilk Adıgece-Türkçe ve Türkçe-Adıgece sözlükleri hazırlayıp yayımlayan odur. Çok yakınında, hatta önemli ölçüde içinde bulunduğum bu sözlük çalışmalarına ilişkin ortak anılarımızdan, rahmetli kendi yaşamında, (en azından yazılı olarak) söz etmedi. Ben de hem ona saygı duyarak, hem de daha çok uzatmamak için bu konuya ilişkin ayrıntılara girmiyorum.
Türkiye’de “Çerkes atasözleri ve deyimleri” kitabını ilk düşünüp hazırlayan ve yayımlatan yine odur. Hiç değilse yazım tekniği ve kullanılacak Latin kökenli Adıge alfabesi bakımından benim de bir nebze katkıda bulunduğum bu kitabı bir yayın sözleşmesi imzalayarak profesyonelce yayımlattığı zaman kendisini kutladığımda “Şimdi sıra Çerkes masallarında” demişti.
Evet, “Çerkes Masalları”nı Türkçe’ye çevirip yayımlamanın gerekliliğini ilk gören de O olmuştur... Ne yazık ki ömrü vefa etmemiş ve bu kitabı yayımlayamadan yaşama veda etmek zorunda kalmıştır. İlk kez O’nun düşünüp gündeme getirdiği Çerkes Masalları, O’nun ölümünden sonra başkaları tarafından yayımlanmıştır.
(Bu masallar), esas olarak Rusya Federasyonu içinde yer alan Adıgey Cumhuriyeti’ndeki Sosyal Bilimler Araştırma Enstitüsü tarafından derlenen, değerli araştırmacı ve bilim adamı Xhut Şamseddin öncülüğünde düzenlenip 1990 yılında Maykop’ta yayımlanan Adıge Pşısexer / Adıge Masalları adlı kitaptan yapılmış bir seçkidir. Kitap; 232 sayfalık orijinalindeki 150 masal ve halk söylencesinden rahmetli T’eşü Yasin tarafından bizzat seçilip Türkçe’ye çevrilmiş 37 masal ve söylenceyi içermektedir.
Benim yaptığım şey; yalnızca bunları bir kez daha orijinalleriyle karşılaştırarak kontrol etmek, bazı ufak-tefek düzeltmelerle Türkçe masal diline uyarlamak, orijinaline uygun bir sıralama ve düzenleme ile yayına hazırlamak olmuştur.
Ham çevirilerin büyük bir çoğunluğunun bilgisayara aktarılmasındaki katkıları için sayın Murat Bapşu’ya; kitabın yayının üstlenen KAF-DER Genel Merkez yönetimine ve Genel Başkan Muhittin Ünal’a teşekkür ederim.
Bu arada, bitirirken, bu çalışmanın orijinal bütününe ilişkin kısa bir bilgiyi de paylaşmak isterim. Bir süre benim de araştırmacı olarak görev almış olmaktan onur duyduğum Adıgey Cumhuriyeti Sosyal Bilimler Araştırma Enstitüsü, oldukça mütevazı görünümüne karşın, Adıge Dili, edebiyatı, tarihi ve kültürü konularında gerçekten çok önemli çalışmalar yürütmektedir. Adıge sözlü kültür ürünlerini derleme çalışmaları bunlardan yalnızca biridir.
Uzun zamandır yürütülen Adıge sözlü kültür ürünleri derleme çalışmaları, önemli ölçüde tamamlanmıştır. Bugüne kadar yapılmış olan derlemelerin, Adıge Söylenceleri Külliyatı denilebilecek bir hacimde, 12 cilt halinde yayımlanması düşünülmektedir. Bir bölümünün Türkçeleri’ni bu kitapta sunduğumuz masal ve söylencelerin kaynağı olan Adıga Pşısexer kitabı da bu çalışmanın ilk cildi sayılabilir...
(Önsöz’den, Ankara, 1.Kasım.2000, (yayının redaktörü Fahri Huvaj))
(Alıntıdır...)
Hikayelerden örnek...;
Kendi kazandığından başkasına el uzatmayan genç
Adıge Pşısexer, s.148. Anlatan: Hatkhuet.
Kendi emeğiyle kazandığından başkasına el sürmeyen ve ondan yemeyen çok dürüst bir genç varmış. Bir gün bu genç başka bir memlekete bir iş için gidiyormuş. Gideceği yer uzakmış, yolda hem acıkmış, hem de susamış. Derken bir köye yaklaşmış, köyün bulunduğu yönden akıp gelen berrak ve temiz bir su görmüş. Üzerine yüzüstü uzanıp kana kana su içmiş. Tam başını kaldırırken suyun üzerinde yüzmekte olan kıpkırmızı bir elma görmüş. Çok da aç olduğu için elmayı kapıp yemiş. Ama çok geçmeden:
“Eyvah ben ne yaptım? Hayatımda şimdiye kadar bana ait olmayan hiçbir şey yemediğim halde bu elmayı nasıl yedim? Elmanın sahibini bulmalıyım, bedelini ödemeli veya onun rızasını almalıyım” diyerek dere suyunun geldiği tarafa doğru gitmeye başlamış. Niyeti elmanın suya atılabileceği evi bulmakmış. Bir süre yürüdükten sonra, yediği kırmızı elmaya benzeyen elmaları bulunan bir ağaç görmüş.
Bir bahçenin kenarında bulunan ve akan dereye de birkaç dalı uzanan bu ağacın sahibini bulmak için sağa sola bakınmaya başlamış.
Çok geçmeden meyve ağaçları arasından yaşlı bir adam çıkagelmiş. Bahçenin sahibi olduğu anlaşılan bu yaşlı adam genç yabancıya:
“Hoş geldiniz! Buyurun, tanrı misafirim olunuz! Buraların yabancısı olduğunuz belli oluyor” demiş.
Genç yabancı birden çıkagelen bu yaşlı adamın sözlerine ürkek bir halde:
“Tanrı sizden razı olsun, sağolun” diye cevap vermiş. Yaşlı adam yabancı gencin ürkekliğini ve bir sıkıntısı olduğunu fark etmiş ve:
“Sizi rahatsız edecek bir şey söylemedim. Niçin böyle tedirgin bir haldesiniz?” Genç yabancı:
“Tedirginliğimin nedeni şudur efendim. Ben beşikten kurtulduğumdan bu yana hiçbir zaman bana ait olmayan bir şeye el uzatmadım. Ama bugün çok aç olduğum bir zamanda, biraz aşağıda bu derenin suyunda yüzen bir elmayı dalgınlıkla alıp yedim. Sonra da çok pişman oldum. Helal etmesini istemek üzere elmanın sahibini ararken sizi buldum. Sanırım o elmanın sahibi sizsiniz. Beni bağışlamanızı ve yediğim elmayı helal etmenizi rica ediyorum. Buna karşılık ne isterseniz veririm” demiş.
Yaşlı adam genç yabancının bu sözlerine şaşırmış ama belli etmeden:
“Bana bütün dünya malını versen dahi hakkımı helal etmem. Ancak bir şartım var, onu kabul edersen hakkımı helal ederim” demiş.
Yabancı genç yolcu merak ve telaşla:
“Peki nedir bu şartın” diye sormuş.
Yaşlı adam:
“Benim gözü kör, ayağı topal, eli çolak, aynı zamanda sağır, dilsiz ve aptal bir kızım var. Onunla evlenirsen sana hakkımı helal ederim” demiş.
Hak yemez genç bir ara düşünceye dalmış, ama elmayı önceden yediğine göre başka türlü kurtuluş yoksa ne yapsın, kabul etmek zorunda kalmış. İsteksizliğini belli etmeden:
“Peki” demiş, “kabul ediyorum. Şartınız buysa yapacak başka bir şey yok”.
Bahçe sahibi:
“Haydi öyleyse, buyur gidelim. Hem dinlenir, hem de sözünü ettiğim kızım görürsünüz” demiş ve yabancıyı yanına alarak evin misafir odasına gelmişler. Biraz oturduktan sonra ev sahibi yaşlı adam odadan çıkmış, bir süre sonra kızını yanına alarak dönmüş. Genç misafir yaşlı adamın yanındaki kıza bakmış ki; güzel mi güzel, boylu poslu, endamı yerinde, neredeyse dünya güzeli denilecek bir kız.
Yaşlı adam:
“İşte sözünü ettiğim kızım budur” demiş. Genç misafir:
“Sizin bahsettiğiniz özürlerin hiçbiri yok bu kızda. Bir yanlışlık olmalı. Niçin bu güzel kızı bana gösteriyorsunuz? Ya da niçin bu kızı onca özürle itham ettiniz” demiş.
“Anlatayım” demiş ihtiyar, “Dinleyin lütfen! Size sözünü ettiğim kızım budur. Kendisi gibi birini bulmadıkça evlenmemeye yemin etti kızım. Dürüst, inançlı, samimi ve sözüne sadık bir genç olduğunuzu gördüm. Birçok olumsuz nitelik söylememe rağmen, kabul ettiniz. Biricik evladım olan bu kızım için size ‘iki gözü kör’ dememin nedeni, kendi kendini bildi bileli bakılmaması gereken şeylere bakmaz oluşundan, ‘sağır’ dememin nedeni kendini ilgilendirmeyen ve duyulmaması gereken şeyleri dinlememesinden, ‘çolak’ dememin nedeni kendisine ait olmayan şeye el sürmemesinden, ‘topal’ dememin nedeni, gidilmemesi gereken yere gitmek istememesinden, ‘dilsiz’ dememin nedeni, kendisini ilgilendirmeyen şey hakkında konuşmamasından, ‘aptal’ dememin nedeni de kendisi ile konuştuğun sürece seni hep sabırla dinlemesindendir. Ben sizin birbirinize denk ve layık olduğunuzu gördüm. Siz de birbirinizi beğenirseniz gerisi size aittir” demiş ve kızını yanına oturtarak:
“Bak güzel kızım, annen öleli yıllar oldu. Ben sana hem analık hem babalık yaptım. Sen hep kendin gibi dürüst bir insan buluncaya kadar evlenmek istemediğini etraftaki arkadaşlarına söylüyordun. Bunları ben duyuyordum. İşte tam sana uygun biri çıktı karşına. Kabul edersen seni ona gönül rahatlığıyla vereceğim. Bu bahçe ve bütün malım mülküm artık sizindir” demiş. İki genç birbirini çok beğenmiş, evlenerek yeni bir yuva kurmuşlar.
Kurulan bu yuvanın mutlu yaşamı bir masal gibi hâlâ anlatılırmış.
(Çerkes Masalları, Türkçesi M.Yasin Çelikkıran-TEŞÜ, Kafkas Derneği Yayınları, 2001)
Yorum (0) Kalıcı Bağlantı
PKK' YA UYGUN CEVAPTIR...
GHİRA KAFE
ADIYIF

MERCURY
MERCURY
MERCURY
MERCURY
MERCURY
Yorum (0) Kalıcı Bağlantı

SON WUBIXH 1980 AÇIK HAVA TİYATROSU....(KAFKAS KÜLTÜR DERNEĞİ-ISTANBUL)
SON WUBIXH 1979 HARBİYE ŞEHİR TİYATROSU....(KAFKAS KÜLTÜR DERNEĞİ-ISTANBUL)
SON WUBIXH 1979 HARBİYE ŞEHİR TİYATROSU....(KAFKAS KÜLTÜR DERNEĞİ-ISTANBUL)
SON WUBIXH 1975 KAFKAS KÜLTÜR DERNEĞİ (HALK DANSLARI PROVALARI)
SARARAN FOTOĞRAFLARDA KALAN ANILAR....
YORUMSUZ FOTOGRAFLAR




















Yorum (0) Kalıcı Bağlantı
Yorum (0) Kalıcı Bağlantı

SON WUBIXH
Yorum (0) Kalıcı Bağlantı